Hazırlayan: Ufuk Güngör
Serbest Muhasebeci Mali Müşavir
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 48 inci maddesinde düzenlenen tecil ve taksitlendirme uygulaması kapsamında, vergi dairesine olan bazı borçların daha düşük oranlı tecil faiziyle taksitlendirilmesine yönelik yeni bir düzenleme yapılmıştır.
16/06/2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Seri:B Sıra No:20 Tahsilat Genel Tebliği ile borçluların belirli süre içinde başvuru yapmaları halinde, vergi dairesine olan borçlarını cari tecil faiz oranından daha düşük bir faiz oranıyla taksitler halinde ödeyebilmelerine imkân sağlanmıştır.
Bu düzenleme kapsamında tecil edilen borçlara yıllık 9 yerine yıllık ) tecil faizi uygulanacaktır. Son başvuru tarihi ise 31/08/2026 olarak belirlenmiştir.
Tecil ve taksitlendirme uygulaması; ödeme güçlüğü yaşayan borçluların kamu borçlarını belirli bir plan dahilinde ödeyebilmelerine imkân sağlayan bir uygulamadır. Bu uygulama ile bir taraftan kamu alacaklarının tahsilinde süreklilik sağlanması, diğer taraftan borçluların vergiye gönüllü uyumunun desteklenmesi amaçlanmaktadır.
Yeni düzenleme ile mevcut cari tecil faiz oranına göre daha düşük faiz uygulanması sağlanmış, ayrıca borçlunun mali durumu, borcun türü ve hukuki statüsüne göre farklı taksit seçenekleri getirilmiştir.
5/6/2026 tarihi itibarıyla vadesi geldiği halde, Tebliğin yayımlandığı 16/6/2026 tarihine kadar ödenmemiş olan ve Hazine ve Maliye Bakanlığına bağlı vergi dairelerince tahsil edilen kamu alacakları bu düzenleme kapsamına girmektedir.
Başka bir ifadeyle, vadesi 5/6/2026 ve öncesine ait olup 16/6/2026 tarihine kadar ödenmemiş vergi dairesi borçları, Tebliğdeki istisnalar hariç olmak üzere taksitlendirme kapsamına alınabilecektir.
Aşağıdaki borçlar bu düzenleme kapsamında tecil ve taksitlendirme imkânından yararlanamaz:
Bu nedenle başvuru yapılmadan önce borç türlerinin dikkatle ayrıştırılması gerekir. Özellikle KDV, stopaj, damga vergisi, MTV, trafik para cezası, geçiş ücreti gibi borçların kapsamı ile ÖTV ve geçici vergi gibi kapsam dışı borçların ayrımı doğru yapılmalıdır.
Bu imkândan yararlanmak isteyen borçluların, durumlarına uygun dilekçe ile 31/08/2026 tarihine kadar başvuruda bulunmaları gerekmektedir.
Başvurular;
yapılabilecektir.
Birden fazla vergi dairesine borcu bulunan mükelleflerin, her bir vergi dairesi için ayrı ayrı başvuru yapması gerekir.
Bu düzenleme kapsamında borçluların, vergi dairesine olan kapsamdaki borçlarının tamamı için tecil talebinde bulunmaları gerekmektedir. Borçların yalnızca bir kısmı için başvuru yapılması mümkün değildir.
Bu nedenle başvuru öncesinde mükellefin vergi dairesi bazında toplam borç durumu, kapsam içi ve kapsam dışı borç ayrımı ile mevcut tecil veya yapılandırma dosyaları birlikte değerlendirilmelidir.
Bu düzenleme kapsamında tecil edilen borçlara yıllık ) oranında tecil faizi uygulanacaktır. Cari tecil faiz oranının yıllık 9 olduğu dikkate alındığında, düzenleme borçlulara daha düşük faizle ödeme planı oluşturma imkânı sağlamaktadır.
Ancak bu imkân, borcun tamamen silinmesi veya fer’i alacakların kaldırılması anlamına gelmez. Borç tutarı, ilgili mevzuata göre hesaplanacak gecikme zammı veya diğer fer’i alacaklarla birlikte belirlenir; daha sonra taksitlendirme ve tecil faizi hesaplaması yapılır.
Tecil edilen borçlar, ilk taksiti Eylül 2026 ayında başlamak üzere aylık eşit taksitler halinde ödenecektir.
Taksit sayısı;
dikkate alınarak belirlenir.
16/6/2026 tarihi itibarıyla faal mükellefiyet kaydı bulunan ve bilanço esasına veya işletme hesabı esasına göre defter tutan mükelleflerin borçları, mali durumlarına ilişkin likidite oranlarına göre taksitlendirilecektir.
| Likidite Oranı | Taksit Sayısı |
|---|---|
| 0,50 veya 0,50’den büyük olması | 36 eşit taksit |
| 0,50’den küçük ve 0,30’dan büyük olması | 48 eşit taksit |
| 0,30 veya 0,30’dan küçük olması | 72 eşit taksit |
Bunlar dışında kalan borçluların borçları ise 48 eşit taksitte ödenecektir.
Bilanço esasına göre defter tutan mükelleflerde likidite oranı genel olarak aşağıdaki şekilde hesaplanır:
Likidite Oranı = (Dönen Varlıklar - Stoklar) / Kısa Vadeli Yabancı Kaynaklar
İşletme hesabı esasına göre defter tutan mükelleflerde ise oran aşağıdaki şekilde hesaplanır:
Likidite Oranı = (Kasa + Banka + Kısa Vadeli Alacaklar) / Kısa Vadeli Borçlar
Bu oran, mükellefin çok zor durumda olup olmadığının tespitinde kullanılır. Oran düştükçe ödeme gücünün daha zayıf olduğu kabul edilmekte ve daha uzun taksit süresi uygulanabilmektedir.
İşletme hesabı esasına göre defter tutan mükelleflerde likidite oranı hesaplanır ve bu orana göre 36, 48 veya 72 taksit imkânı değerlendirilebilir.
Basit usul mükellefler ise bilanço veya işletme hesabı esasına göre defter tutan mükellefler arasında yer almadığından, likidite oranı hesabına tabi olmaksızın “bunlar dışında kalan borçlular” kapsamında değerlendirilir. Bu kapsamdaki borçlular için genel taksit sayısı 48 eşit taksittir.
Borçlunun likidite oranı 72 taksit imkânı sağlasa dahi, katma değer vergisi ve banka ve sigorta muameleleri vergisi borçları ile bunlara ilişkin vergi ziyaı cezaları, gecikme faizleri, gecikme zamları ve ilgili damga vergileri 12 eşit taksitte ödenecektir.
Bu nedenle taksitlendirme hesabı yapılırken borç türleri ayrıca değerlendirilmelidir. Her borç için aynı taksit sayısının uygulanacağı varsayılmamalıdır.
Borçlular, Tebliğde belirlenen azami taksit sayısından daha az sayıda taksit tercih edebilirler. Daha az taksit tercih edilmesi, toplam tecil faizi yükünü azaltabileceğinden, ödeme gücü olan mükellefler açısından ayrıca değerlendirilmelidir.
Tecil işlemlerinde 6183 sayılı Kanunun 48 inci maddesinde yer alan teminat hükümleri uygulanacaktır.
Bu nedenle borç tutarı 10 milyon TL’yi aşan mükelleflerde teminat planlaması başvuru öncesinde yapılmalıdır.
Tebliğin yayımlandığı 16/6/2026 tarihi itibarıyla tecil edilmiş ve şartlarına uygun olarak ödenmekte olan borçlar için de yeni imkân değerlendirilebilir. Bu kapsamdaki mükellefler, kalan taksit tutarlarının Tebliğ kapsamında yeniden tecil edilmesini talep edebilirler.
Ayrıca 16/6/2026 tarihi itibarıyla değerlendirme aşamasında olan tecil talepleri için de, borçluların bu Tebliğ hükümlerinden yararlanmak istemeleri halinde 31/08/2026 tarihine kadar başvuru yapmaları gerekir.
Tebliğin yayımlandığı tarih itibarıyla mahsuben iade talepleri sonuçlandırılmamış olan borçlular, mahsup talebinde bulundukları borçlarının bu kapsam dışında tutulmasını isteyebilirler.
Ancak bu borçlar için de Tebliğ hükümlerinden yararlanılmak istenirse, başvuru süresi içinde mahsup talebinden vazgeçildiğinin ilgili vergi dairesine bildirilmesi gerekir.
Tecil edilen borçlara ilişkin taksitlerin, tecil faizi dahil olmak üzere ödeme süresinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi halinde kural olarak tecil ihlal edilmiş olur.
Ancak bir takvim yılında en fazla iki taksitin süresinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi doğrudan ihlal nedeni sayılmaz. Bu durumda, süresinde ödenmeyen veya eksik ödenen taksitlerin, takip eden taksit ödeme süresi içinde ödeme tarihi esas alınarak hesaplanacak tecil faizi ile birlikte ödenmesi gerekir.
Bu husus “iki taksit ödenmese de sorun olmaz” şeklinde değerlendirilmemelidir. Eksik veya geç ödenen taksitlerin Tebliğde belirtilen süre ve şekilde tamamlanması gerekir.
Taksitlendirme yapılması, her türlü blokajın otomatik olarak kalkacağı anlamına gelmez. Blokajın türüne göre ayrıca değerlendirme yapılmalıdır.
Borç durum belgesi açısından, tecil edilen borçların belgede yer almaması için tecil edilen borç tutarının, tecil faizi hariç en az ’unun ödenmiş olması gerekir.
Motorlu taşıtlara ilişkin borçlarda, tecil ihlal edilmediği sürece araç muayenesi bakımından tecil edilmiş borçlar dikkate alınmayacaktır. Ancak motorlu taşıtların satış ve devrinin yapılabilmesi için bu taşıtlara ilişkin tecil edilen borçların tamamının ödenmiş olması gerekir.
Banka hesabı haczi, e-haciz veya benzeri blokajlar bakımından ise taksitlendirme sonrasında vergi dairesiyle ayrıca işlem yapılması gerekebilir. Bu nedenle her dosya özelinde vergi dairesiyle irtibat kurulmalı, ödeme planı, gerekli ödeme ve teminat şartları tamamlandıktan sonra haciz/blokaj kaldırma süreci ayrıca takip edilmelidir.
Taksitlendirilen borçların borç durumunu gösterir belgede yer almaması için, tecil edilen borç tutarının tecil faizi hariç en az ’unun ödenmiş olması gerekir.
Bu husus özellikle ihale, teşvik, destek, kredi, kamu kurumlarıyla işlem ve borcu yoktur yazısı gerektiren durumlarda önem taşımaktadır.
Motorlu taşıtlar vergisi mükellefleri, her bir taşıt itibarıyla hesaplanacak toplam borç tutarı üzerinden başvuruda bulunmalıdır.
Motorlu taşıtlara ilişkin motorlu taşıtlar vergisi, bu vergiye ait gecikme zammı, gecikme faizi ve vergi cezaları, trafik idari para cezaları, geçiş ücretleri ve bunlara ilişkin fer’i alacaklar tecil edilebilir.
Araç muayenesi açısından, tecil ihlal edilmediği sürece tecil edilmiş borçlar dikkate alınmaz. Ancak araç satış ve devrinde, araca ilişkin tecil edilen borçların tamamının ödenmiş olması gerekir.
Başvuru yapılmadan önce aşağıdaki konular kontrol edilmelidir:
Seri:B Sıra No:20 Tahsilat Genel Tebliği ile vergi dairesine olan bazı borçlar için yıllık 9 yerine ) tecil faiziyle taksitlendirme imkânı getirilmiştir. Bu imkândan yararlanmak isteyen borçluların 31/08/2026 tarihine kadar başvuru yapmaları gerekmektedir.
Düzenleme, borçlular açısından önemli bir ödeme kolaylığı sağlamakla birlikte, her borcun kapsama girmediği, borç türlerine göre taksit sayısının değişebileceği, KDV ve BSMV borçlarında 12 taksit sınırı bulunduğu, 10 milyon TL üzerindeki borçlarda teminat şartının gündeme gelebileceği unutulmamalıdır.
Ayrıca taksitlendirme yapılması her türlü blokajın otomatik olarak kalkacağı anlamına gelmez. Borç durum belgesi, araç muayenesi, araç satışı, banka blokajı ve e-haciz gibi konular ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
Bu nedenle başvuru öncesinde borç türleri, vergi daireleri, mevcut tecil dosyaları, teminat durumu, likidite oranı ve ödeme gücü birlikte analiz edilmelidir. Doğru planlama yapılması halinde bu düzenleme, vergi dairesine borcu bulunan mükellefler için önemli bir ödeme ve nakit akışı yönetimi imkânı sağlayabilir.
Bu çalışma genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Her mükellefin borç türü, borç vadesi, ödeme gücü, mevcut tecil dosyası, teminat durumu ve özel durumu farklı olabileceğinden, başvuru öncesinde güncel mevzuat ve mükellefe özgü durumlar ayrıca değerlendirilmelidir.